Türk İş Hukuku’nda iş ilişkisinin temelini oluşturan iş sözleşmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nda “bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşme” olarak tanımlanmıştır. Kanun, taraflara sözleşme serbestisi tanımakla birlikte, işçiyi koruma ilkesi gereği bu serbestiye belirli sınırlar getirmiştir. Bu sınırlar dahilinde, işin niteliği, süresi ve tarafların ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli iş sözleşmesi türleri ortaya çıkmıştır. Bu makalede, İş Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde düzenlenen temel iş sözleşmesi türleri, özellikleri, aralarındaki farklar ve hukuki sonuçları Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.
Sürelerine Göre İş Sözleşmeleri
İş sözleşmeleri, en temel ayrım olarak belirli bir süreye tabi olup olmamalarına göre ikiye ayrılır. Bu ayrım, iş güvencesi, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi temel işçilik hakları açısından kritik öneme sahiptir.
Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi
4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesine göre, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşme “belirsiz süreli” sayılır. Türk İş Hukukunda asıl olan, iş sözleşmelerinin belirsiz süreli olmasıdır. Bu kuralın temel amacı, işçinin iş güvencesini sağlamak ve işverenin keyfi fesihlerine karşı korumaktır. Belirsiz süreli iş sözleşmeleri, kanunda belirtilen haklı veya geçerli bir neden olmaksızın işverence feshedilemez. Fesih durumunda ise işçinin kıdem ve ihbar tazminatı gibi hakları doğar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da belirsiz süreli sözleşmenin asıl, belirli süreli sözleşmenin ise istisna olduğunu vurgulamaktadır.
Hukuk Genel Kurulu 2013/1943 E. , 2015/1131 K.
1133756.mdHal böyle olmakla birlikte, belirli süreli iş sözleşmesi genellikle işçi aleyhine olduğundan işverenin belirli süreli iş sözleşmesi yapma hakkı kanun koyucu tarafından sınırlandırılmıştır. İşçi lehine olduğu için iş hukukunda belirsiz süreli iş sözleşmesi asıl, belirli süreli iş sözleşmesi ise istisna olarak kabul edilmektedir.
Hukuk Genel Kurulu 2013/1943 E. , 2015/1131 K.
Belirli Süreli İş Sözleşmesi
Belirli süreli iş sözleşmesi, istisnai bir sözleşme türüdür ve yapılabilmesi kanunla sıkı koşullara bağlanmıştır. İş Kanunu’nun 11. maddesi, bu sözleşmeyi “belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak” yapılan yazılı bir sözleşme olarak tanımlar.
4857 Sayılı İş Kanunu – Madde 11Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi
Madde 11 – İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.
Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.
4857 Sayılı İş Kanunu
Bu sözleşmenin kurulabilmesi için;
- Objektif Neden: İşin niteliği gereği belirli bir süreye bağlı olması (örneğin, bir inşaat projesinin tamamlanması, mevsimlik tarım işçiliği, fuar süresince çalışma).
- Yazılı Şekil: Sözleşmenin yazılı olarak yapılması zorunludur.
- Zincirleme Yasağı: Esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi takdirde sözleşme baştan itibaren belirsiz süreli sayılır.
Belirli süreli sözleşme, sürenin sonunda kendiliğinden sona erer ve kural olarak ihbar tazminatı doğurmaz. Ancak, 1475 sayılı eski İş Kanunu’nun halen yürürlükte olan 14. maddesi uyarınca, en az bir yıl çalışmış olmak kaydıyla kıdem tazminatı hakkı belirli koşullarda (örneğin, işverenin haksız feshi, işçinin haklı feshi) doğabilir.
Çalışma Biçimine Göre İş Sözleşmeleri
İşçinin çalışma süresinin ve şeklinin düzenlenmesine göre de sözleşmeler farklılık gösterir.
Tam Süreli ve Kısmi Süreli İş Sözleşmesi
- Tam Süreli İş Sözleşmesi: İşçinin, işyerindeki normal haftalık çalışma süresi (kanunen en fazla 45 saat) kadar çalıştığı sözleşme türüdür.
- Kısmi Süreli (Part-time) İş Sözleşmesi: İş Kanunu’nun 13. maddesine göre, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlendiği sözleşmelerdir. Genellikle bu oran, tam süreli çalışmanın üçte ikisi (30 saat) olarak kabul edilir. Kısmi süreli çalışan işçi, çalıştığı süreye orantılı olarak ücret ve diğer bölünebilir haklardan yararlanır. Kıdem ve yıllık izin gibi bölünemeyen haklar açısından ise tam süreli çalışanla aynı haklara sahiptir ve ayrımcılığa tabi tutulamaz.
Çağrı Üzerine Çalışmaya Dayalı İş Sözleşmesi
İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen bu sözleşme türü, bir kısmi süreli iş sözleşmesi çeşididir. İşçinin, kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme edimini yerine getireceğinin kararlaştırıldığı yazılı bir sözleşmedir.
- Taraflar bir süre (hafta, ay, yıl) belirlemezse, haftalık çalışma süresi 20 saat kabul edilir.
- İşveren, işçiyi çalışacağı zamandan en az dört gün önce çağırmak zorundadır.
- İşçi, belirlenen sürede çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanır.
Uzaktan Çalışma (Tele Çalışma) Sözleşmesi
Teknolojinin gelişmesiyle yaygınlaşan bu çalışma biçimi, İş Kanunu’nun 14. maddesine 2016 yılında eklenen fıkralarla yasal zemine kavuşmuştur. Uzaktan çalışma, işçinin iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayanır ve yazılı olarak kurulması zorunludur. Uzaktan Çalışma Yönetmeliği ile detayları düzenlenmiştir. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almakla, çalışanı bilgilendirmekle ve gerekli ekipmanı sağlamakla yükümlüdür. Uzaktan çalışan işçi, esaslı bir neden olmadıkça salt sözleşme niteliği nedeniyle emsal işçiye göre farklı muameleye tabi tutulamaz.
İşin Niteliğine Göre İş Sözleşmeleri
Sürekli ve Süreksiz İş Sözleşmesi
İş Kanunu’nun 10. maddesi, işin niteliği itibarıyla süresine göre bir ayrım yapar:
- Süreksiz İş: Nitelikleri bakımından en çok 30 iş günü süren işlerdir.
- Sürekli İş: 30 iş gününden fazla devam eden işlerdir.
Bu ayrımın önemi, İş Kanunu’nun bazı önemli maddelerinin (iş güvencesi, fesih bildirimi, kıdem tazminatı, yıllık izin gibi) süreksiz işlerde uygulanmamasından kaynaklanır. Süreksiz işlerde bu konularda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Özel Durumlara İlişkin İş Sözleşmeleri
Deneme Süreli İş Sözleşmesi
Aslında ayrı bir sözleşme türü olmayıp, belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmelerine eklenebilen bir kayıttır. İş Kanunu’nun 15. maddesine göre, taraflar sözleşmeye deneme süresi koyabilirler.
- Bu süre en çok 2 ay olabilir. Ancak toplu iş sözleşmeleriyle 4 aya kadar uzatılabilir.
- Deneme süresi içinde taraflar, bildirim süresine uymaksızın ve tazminatsız olarak (ihbar ve kıdem tazminatı olmadan) sözleşmeyi feshedebilirler.
- İşçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları saklıdır. Deneme süresi, işçinin kıdemine dahil edilir.
Takım Sözleşmesi
Birden çok işçiden oluşan bir takımı temsilen, takım kılavuzu sıfatıyla bir işçinin işverenle yaptığı sözleşmedir (İş Kanunu m. 16). Yazılı yapılması zorunludur ve her işçinin kimliği ile alacağı ücret ayrı ayrı belirtilir. Her işçinin işe başlamasıyla, o işçi ile işveren arasında bireysel bir iş sözleşmesi kurulmuş sayılır.
Geçici (Ödünç) İş İlişkisi
İş Kanunu’nun 7. maddesinde düzenlenen bu ilişki, işverenin, yazılı rızasını almak suretiyle bir işçisini geçici olarak başka bir işverene devretmesiyle kurulur. Bu devir, özel istihdam büroları aracılığıyla veya holding bünyesi içinde ya da aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde olabilir. Bu üçlü ilişkide, işçiyi devreden işverenin ücret ödeme yükümlülüğü devam ederken, devralan işveren de işçiyi gözetme borcundan ve ödenmeyen ücretlerden devredenle birlikte sorumlu olur.
SONUÇ
İş sözleşmesi türleri, modern çalışma hayatının dinamiklerine ve tarafların ihtiyaçlarına göre çeşitlilik göstermektedir. 4857 sayılı İş Kanunu, sözleşme serbestisini temel alırken, işçiyi koruma ilkesi gereği belirli sözleşme türlerinin (özellikle belirli süreli sözleşmelerin) kurulmasını objektif koşullara bağlamıştır. Belirsiz süreli sözleşme ana kural olup, iş güvencesinin temelini oluşturur. Kısmi süreli, çağrı üzerine, uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelleri ise hem işverenlere operasyonel esneklik sağlamakta hem de işçilere farklı çalışma imkanları sunmaktadır. Her bir sözleşme türünün kendine özgü hukuki sonuçları (kıdem, ihbar, iş güvencesi vb.) olduğundan, tarafların bir iş ilişkisi kurarken yapacakları sözleşmenin türünü ve içeriğini doğru belirlemeleri, gelecekteki olası uyuşmazlıkların önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır.
